OtelResim

Otel, Cafe, Lokanta, Club Resimleri.

Archive for the ‘ Haberler ’ Category

Türkiye’deki oteller …

By yonetici on Ağustos 17, 2009

*  abant otelleri
* adana şehiriçi otelleri
* adıyaman şehiriçi otelleri
* afyon otelleri
* ağva otelleri
* akçakoca otelleri
* akçay otelleri
* aksaray şehiriçi otelleri
* alanya otelleri
* altınoluk otelleri
* amasya şehiriçi otelleri
* ankara otelleri
* antalya şehiriçi otelleri
* ardahan şehiriçi otelleri
* artvin şehiriçi otelleri
* assos otelleri
* aydın şehiriçi otelleri
* ayvalık otelleri
* bafra otelleri
* balıkesir şehiriçi otelleri
* bartın şehiriçi otelleri
* belek otelleri
* bodrum otelleri
* boğazkent otelleri
* bolu otelleri
* bursa şehiriçi otelleri
* çanakkale otelleri
* çankırı şehiriçi otelleri
* çeşme otelleri
* çorlu otelleri
* çorum şehiriçi otelleri
* dalaman otelleri
* dalyan otelleri
* datça otelleri
* denizli şehiriçi otelleri
* denizyaka köprüçay otelleri
* didim otelleri
* dikili otelleri
* diyarbakır şehiriçi otelleri
* düzce şehiriçi otelleri
* edirne şehiriçi otelleri
* edremit otelleri
* elazığ şehiriçi otelleri
* erdek otelleri
* erzincan şehiriçi otelleri
* erzurum otelleri
* eskişehir şehiriçi otelleri
* fethiye otelleri
* finike otelleri
* foça otelleri
* gazi magosa otelleri
* gaziantep şehiriçi otelleri
* gerede otelleri
* giresun şehiriçi otelleri
* girne otelleri
* girne şehiriçi otelleri
* gökova otelleri
* gümüldür otelleri
* hatay şehiriçi otelleri
* ilgaz otelleri
* isparta otelleri
* istanbul otelleri
* izmir otelleri
* kahramanmaraş şehiriçi otelleri
* kalkan otelleri
* kapadokya otelleri
* karaman şehiriçi otelleri
* kars otelleri
* kartalkaya otelleri
* kaş otelleri
* kastamonu şehiriçi otelleri
* kayseri otelleri
* kazdağı otelleri
* kemer otelleri
* kerpe otelleri
* kilis şehiriçi otelleri
* kırşehir şehiriçi otelleri
* kocaeli şehiriçi otelleri
* konya şehiriçi otelleri
* kumburgaz otelleri
* kumluca otelleri
* kundu otelleri
* kuşadası otelleri
* kütahya otelleri
* lara otelleri
* malatya şehiriçi otelleri
* manisa otelleri
* mardin otelleri
* marmaris otelleri
* mersin otelleri
* mersin şehiriçi otelleri
* mordoğan otelleri
* mudanya otelleri
* muğla şehiriçi otelleri
* nevşehir şehiriçi otelleri
* niğde şehiriçi otelleri
* ordu şehiriçi otelleri
* ören otelleri
* oteller
* otelleri
* özdere otelleri
* paland
* pamukkale otelleri
* patara otelleri
* rize şehiriçi otelleri
* safranbolu otelleri
* samsun şehiriçi otelleri
* şanlıurfa şehiriçi otelleri
* sapanca otelleri
* sarıgerme otelleri
* seferihisar otelleri
* side otelleri
* siirt şehiriçi otelleri
* şile otelleri
* silivri otelleri
* sinop şehiriçi otelleri
* şırnak şehiriçi otelleri
* sivas şehiriçi otelleri
* tarihi yerler
* tatil otelleri
* tekirdağ şehiriçi otelleri
* tokat şehiriçi otelleri
* trabzon şehiriçi otelleri
* uludağ otelleri
* uşak şehiriçi otelleri
* van şehiriçi otelleri
* yalova şehiriçi otelleri
* yozgat şehiriçi otelleri
* zonguldak şehiriçi otelleri

Popularity: 1% [?]

Kızgın kuma yatmayın !

By yonetici on Ağustos 8, 2009

Deri hastalıklarına kızgın kum yarardan çok zarar veriyor.

Bilim adamları, halk arasında kumsalda kızgın kuma yatmanın faydalı olduğu görüşünün yanlış olduğunu düşünüyor.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ekrem Aktaş, tatilcilerin sıklıkla deniz kenarlarındaki kızgın kumlara yattığını, bazı kişilerin de başı dışarıda kalacak şekilde tüm vücudunu kuma gömdüğünü belirtti.
Özellikle orta yaş ve yaşlı kişiler romatizma ve eklem hastalıklarının iyi geleceğini düşünerek kızgın kuma yattığını söyleyen Aktaş, kızgın kumların deriyi yaktığını, kızarıklık ve su toplanmasına neden olduğunu da sözlerine ekledi.

Derinin doğal dengesi bozularak bazı deri hastalıkları meydana gelebilir, su toplanmasına bağlı olarak da tahrişler ve enfeksiyonlar oluşabilir. Aktaş ayrıca, ‘Mantar, sedef gibi deri hastalıkları bulunan kişilerin de kuma yatması yanlıştır. Deri hastalıklarına kızgın kum zarar verir’ dedi.

Popularity: 1% [?]

Adana’nın Saimbeyli ilçesinde geçen yıl su seviyesindeki düşüklük nedeniyle kuruyan Obruk Şelalesi, bu yıl az da olsa akan sularıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Saimbeyli ilçesinde bulunan ve Adana Orman Bölge Müdürlüğünce düzenlemesi yeniden yapılarak önceki yıl hizmete açılan Obruk Dinlenme Tesisleri’ndeki Seyhan Nehri’nin bir kolu olan ve Göksu’ya dökülen Obruk Şelalesi, bu yıl akan sularıyla tatilcilerin gözdesi.

Çam ve çınar ağaçlarının gölgelediği kayalardan akarak tesislere gelenlerin gözlerine hitap eden şelaleden az da olsa akan sular ziyaretçileri mutlu ediyor.

Mesire yeri olarak düzenlenen bölge, başta il merkezi olmak üzere çevre ilçelerden gelen çok sayıda ziyaretçinin ilgi odağı oluyor.

Yetkililer, şelalenin su seviyesinin sonbaharla daha da artacağını belirtiyor.

Popularity: 1% [?]

Doğa ve tarih içinde sakin tatilin adresi 2 bin 500 yıllık Üçağız köyü…

Antalya’nın Demre İlçesi’ne bağlı Üçağız köyü, 2500 yıllık tarihe sahip. Sessiz ve sakin bir tatil tercih edenlerin uğrak yeri olan Üçağız, anıt mezarlar, suyun altında kalan batık kent, ahşap taş karışımı pansiyonları ile farklı bir tatil sunuyor. Mavi yolculuğa ve günü birlik Kekova turuna çıkanların uğramadan geçmediği Üçağız köyü, Kekova’nın da merkezi. Theimiussa antik kenti kalıntıları ile iç içe olan köyde, Likya’nın en büyük nekropolü bulunuyor. Köyün önündeki koyda bulunan küçük adalardan ise antik şehir kalıntıları ziyaretçilerini selamlıyor.

Yapılaşmanın yasak olduğu, birinci derecede tarihi ve doğal sit alanı olan köyde, ahşap taş karışımı pansiyonlarda düşük ücretlere kalınabiliyor, yat turu ile nefis koylar dolaşılabiliyor, mavinin her tonu izlenebiliyor. Üçağız köyünde tatil yapan Sezen Hızkan, buranın sessiz, sakin ve huzurlu olduğunu söyledi. İstanbul’un yoğun trafiğinden, stresli iş yaşamından uzaklaşmak için Üçağız’a geldiklerini anlatan Hızkan, ”Çok güzel yakamoz olduğu söyleniyor. İnşallah göreceğiz” dedi.

Tatilini ahşap taş karışımı pansiyonda geçiren Pelin Topçu da, Üçağız’a bir arkadaşının tavsiyesiyle geldiğini belirterek, ”İnanılmaz sakin ve huzurlu bir yer. Motor, televizyon gürültüsü, kirlilik yok” diye konuştu. İlk kez geldiği Türkiye’de tatil için Üçağız köyünü seçtiğini ifade eden İtalyan France Vilevich de ”Burada her türlü aktivite var.

Tarihin, doğanın ve nefis bir denizin içindesiniz. Çok değişik bir kültürle iç içesiniz. Köy kadar insanlar da sıcak”dedi.

Popularity: 1% [?]

Salgın hastalıklar çocukları tehdit ediyor.

Yaz mevsiminde deniz veya havuza girerek serinlemek isteyen insanların sayısının artması, gerekli sağlık kurallarına uyulmaması halinde ciddi salgın hastalıklara neden olabiliyor. Uzmanlar özellikle yetişkinlerin deniz ve havuza girdikten sonra mutlaka gerekli temizliği yapmaları gerektiği uyarısında bulunuyor. Aksi halde bağışıklık sistemi tam gelişmeyen küçük yaştaki çocukların ciddi bir salgın hastalıkla karşı karşıya kalabilecekleri belirtiliyor.

Her yıl yaz mevsimiyle beraber, vatandaşların serinlemek amacıyla denize veya havuza girmesi sonucu bulaşan virüsler, çocukları yatağa seriyor. Özellikle 2 yaş ve altı grubu bebeklerin hastanelere akın ettiğini belirten Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Mustafa Çıtlak, kendilerine son üç haftadır günlük ortalama 200-250 civarında çocuğun ani başlayan ateş, şiddetli karın ağrısı, kusma ve ishal şikayetleri ile getirildiğini söyledi. Bu durumu, yazın insanların serinlemek amacıyla deniz veya havuza girmesi sonucu ortaya çıkan çeşitli virüslere bağlayan Dr. Çıtak, “Her sene mevsim geçişlerinde yazın başlaması ile bu tip salgın hastalıklarla karşılaşmaktayız. Anne ve babalar, özellikle çocuklarında ani başlayan ateş, şiddetli karın ağrısı ve kusma şikayetleri ile acilimize başvuruyor. Burada etken daha çok virüsler. Özellikle, Adeno virüs, Coxachie virüs ve Corona virüs ya da benzeri bazı virüslere bağlı olarak mide, bağırsak enfeksiyonları görülebiliyor. Acil servisimize günde 100-150 arası çocuk, polikliniğimize ise günlük hafta içi 100-120 hasta aynı şikayetle geliyor. Acil servis ve polikliniğimize 24 saatte 200-250 çocuk geliyor.” dedi.

Virüslerin daha çok ağız yoluyla, el teması veya suyla kolaylıkla bulaşabildiğini ifade eden Dr. Çıtlak, “Özellikle yaz mevsiminin başlaması ile denize ve havuza girilmesi neticesinde çocuklar bunu suyla beraber alıyorlar ve midedeki enfeksiyona bağlı kusma, karın ağrısı, ateş ve nadiren de eğer bu mikrop varsa ishal karşımıza çıkıyor. Yazın havaların ısınması ve alınan sıvı miktarının artmasına bağlı olarak bu tip hastalıklarla daha çok karşılaşıyoruz. Ev içerisinde el teması ile rahatsız olan kişilerden sağlam olan kişilere bu tip hastalıklar buluşabiliyor. Evde rahatsız olan bir tane çocuk varsa bu çocuğun diğer kardeşini öpmesi, ellemesi ile bulaşabiliyor ve neticede bütün ailedeki çocukların hasta olup aynı şikayetle hastanemize başvurduğunu görmekteyiz.” diye konuştu.

Çocuk hastalıkları uzmanı Dr. Mustafa Çıtlak, yaz döneminde denize giren yetişkinlere şu tavsiyelerde bulundu: “Bizim önerebileceğimiz şeyler malum yaz ayı serinlemek amacıyla denize ve havuza girebilir insanlar. Aileler özellikle denize ve havuza sokarken, çocuklarının ağızlarına ve burunlarına su kaçırmamalarını fazla suyun içerisine kafalarını sokturmamalarını ve su yutturmamalarını öneriyoruz. Evlerine geldikten sonra da çocuklarına duş aldırmalılar ve ellerini yüzlerini güzelce yıkatmalılar el temasıyla da hastalık bulaşabileceği için el temizliği çok önemli, dışarıdan eve gelen yetişkin veya çocuk herkesin ellerini ve yüzlerini güzelce yıkamaları da koruyucu önlem olarak etkili olabilmekte. Diğer taraftan yediğimiz, içtiğimiz meyve ve sebzelerin hijyenik olması da koruyucu bir etkendir. Bizim ailelere önerimiz aşırı kusma olan çocuklarını acil polikiliniğimize getirsinler. Aşırı kusmaya bağlı vücutta aşırı sıvı ve madde kaybı oluşuyor ve sıvı ve madde kaybına bağlıda bir takım vücut fonksiyonları bozulabiliyor özellikle 1 yaş ve altındaki çocuklarda sıvı dengesi daha çabuk bozulabileceği için bu tip sıkıntılarda ailenin hastanelere başvurmalarını önermekteyiz. Aşırı kusan çocuklara serum takılması, sıvı kaybının önlenmesinde etkili oluyor ve 6-12 saatlik bir sürede kusmayı kontrol altına alabiliyoruz; ancak ishal olan çocuklarda bunun tedavi süreci daha uzun süre alabiliyor.”

AİLELER TEDİRGİN

Çocuklarının aniden karın ağrısı, ateş ve kusma şikayetiyle hastaneye akın eden velilerden Reyhan Uçar, 6 yaşındaki oğlu Berkan Uçar’ı acil serviste doktora muayene ettirdi. Anne Uçar, “Dün Kapuz plajında denize gittik. Eve dönünce hastalandı. Akşamdan beri kusuyordu. Ben de oğlumu buraya getirdim.” diyerek yaşanan tehlikeye dikkat çekti.
Acilde 4 yaşındaki Sude Miray Turpçu’yu da muayene eden Uzman Dr. Mustafa Çıtlak, çocuğun eski sağlığına kavuşması için birkaç gün hastanede tedavi altına alınacağını kaydetti. Anne Özlem Turpçu da kızlarıyla denize gitmediklerini; ancak hastalığın bulaşmış olabileceğini kaydetti.

Popularity: 1% [?]

Tatil planlarını Facebook’taki arkadaşlarınızla paylaşıyor ya da kişisel sayfalarınızda mı yazıyorsunuz. Uzmanlar uyarıyor: Dikkatli olun başkaları da takip ediyor olabilir.

Gelecek hafta tatile çıkmayı planlıyorsunuz ve bunu internet üzerinden bütün arkadaşlarınıza duyurmak istiyorsunuz. O halde dikkatli olmanız gerekiyor çünkü uzmanlar Facebook gibi dev paylaşım sitelerinin hırsızlar tarafından da takip edildiğini ifade ediyor.

Danimarka’da kısa adı IFKA olan bir araştırma enstitüsü tarafından yayınlanan bir rapora göre ülkedeki internet kullanıcılarından dörtte biri ya Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerindeki sayfalarında yada tatil boyunca kullanacakları otomatik elektronik postalarda tatil planlarından, ne zaman tatile çıkıp ne zaman döneceklerinden bahsediyorlar. İnternet kullanıcılarının bu şekilde sadece yakın çevresini değil hırsızları da bilgilendirdiklerini ifade eden uzmanlar herkesi dikkatli olmaya çağırıyor.

İFKA’nın araştırmasından sonra Danimarka Teknoloji Konseyinden Jörn Gulberg yaptığı açıklamada “Zaman çok değişti, artık tatile çıkarken komşunuzdan posta kutunuzu boşaltmasını istemeniz yeterli olmuyor” diyerek duruma dikkat çekti.

Teknolojinin müthiş bir hızla geliştiğini dile getiren Gulberg, “En azından hırsızların da teknolojik gelişmelerden istifade edebileceğini tahmin etmeniz gerekir” diye ekledi.

Herkesin internet üzerinde herhangi bir bilgi bırakırken iki kere düşünmesi gerektiğini söyleyen Gulberg özellikle elektronik postalara ve Facebook gibi sitelere girilen bilgilere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Normalde Facebook gibi sitelerde adresi olan kullanıcılar kendi sayfalarını görebilecek kişileri sınırlayabiliyorlar; ancak Gulberg bunun tek başına yeterli olmadığını daha dikkatli davranılması gerektiğini kaydetti.

Gulberg Facebook gibi dev sosyal paylaşım sitelerinin kullanıcılarına konuyla ilgili tavsiyelerde de bulundu: “Bağlantı halinde olduğunuz kişileri gruplara ayırın! Mesela anneniz, babanız yada kardeşiniz gibi yakın akrabalarınız. Onlarla her şeyi paylaşabilirsiniz. Bu kişiler için özel bir grup yapın. Öte yandan her şeyi bilmek zorunda olmayan Patronunuz, bazı uzak akrabalarınız, iş arkadaşlarınız için ayrı bir grup yapın. Bu şekilde herkes için ayrı bir erişim seviyesi oluşturun.”

Popularity: 1% [?]

Son zamanlara kadar tatil denilince akla beş yıldızlı oteller gelirdi. Önce ‘beş yıldızlı’ sonra ‘ultra’ en sonunda ‘ultra lüks’ oteller açıldı: Ama onların da yıldızı artık söndü:

Son zamanlara kadar tatil denilince akla beş yıldızlı oteller gelirdi. Bu otellerin nerede olduğuna, denize yakınlığına, konforuna, yemeklerine kısacası yıldızlarına bakılırdı. Bu yüzden önce ‘beş yıldızlı’ sonra ‘ultra’ en sonunda ‘ultra lüks’ oteller açıldı

Ancak şimdi turizmde yeni bir trend başladı. Artık insanlar otellerin kaç yıldızlı olduğundan ya da imkânlarından çok, doğal yaşama uygunluğuna bakıyor. Bu durum yeni bir turizm anlayışını beraberinde getirdi: Organik turizm. Tatilciler, konforlu ama sade, temiz ve gösterişsiz otelleri tercih ederken, isterlerse sabahları kalkıp kahvaltıları için domates, salatalık ve biberlerini bahçeden kendileri topluyor.

Eskiden tatil için gidilecek otelin nerede olduğuna, denize yakınlığına, konforuna ve vaat ettiği eğlence imkânlarına bakılırdı. Artık birçok kişi için bu beklentilerin ötesinde bir arayış var. Şimdi otellerin kaç yıldızlı olduğu ve imkânlarından çok, çevreye karşı duyarlılığına yani organik olup olmadığına bakılıyor. Sadece tatilciler değil, konferans ve toplantı yapacak olan şirketler, vakıf ve dernekler de çevreye karşı duyarlı otelleri tercih ediyor. Bu durum yeni bir turizm anlayışını beraberinde getirdi; organik turizm. Avrupa’da eko veya bio turizm olarak da biliniyor. Genel anlamıyla ‘tabiata yakın turizm’ olarak açıklanabilir.

Dünyada organik otel ve organik tatil köylerinin sayısı giderek artıyor. Sadece İtalya’da 200′den fazla organik otel var. İsviçre ve Almanya Alpleri organik otel cenneti oldu. Bu otellerin özelliği 5 yıldızlı otel konforuna sahip olmaları. Diğerlerinden farkı ise salçasından içeceğine, kullandığı eşyalardan çevreye gösterdiği duyarlılığa kadar pek çok özelliğe sahip olması. Mesela plastik eşyaları az kullanıyorlar. Şampuanları plastik şişede değil, cam şişede sunuyorlar. Odalardaki kağıt mendiller plastik poşete değil, bir kâğıda sarılıyor ve iple bağlanıyor. Yatak çarşaflarının, perdelerin vs. organik ipliklerden yapılmış olmasına özen gösteriyorlar. Atıkları arıtıyorlar. Su ve enerji kullanımına dikkat ediyorlar, israftan kaçınıyorlar.

Organik turizmin gelecekte çok fazla talep göreceğini fark eden işadamları bu alana yatırım yapmaya çoktan başladı. Gün geçmiyor ki gazetelerde organik otel açacağını ilan eden bir işadamının haberi yayınlanmasın. Ege ve Akdeniz’den birçok otel sertifikası olmamasına rağmen tanıtımlarında organik ibaresini kullanıyor.

Türkiye’de bu konuda başıboşluk yaşanırken, Avrupa’da bio oteller için özel kanunlar ve bu otelleri denetleyen kurumlar var. Etik ve Çevresel Sertifikasyon Enstitüsü (ICEA) bunlardan biri. Kurumun Türkiye temsilciliğini yapan Ramazan Aydın, literatürdeki adıyla eko turizmin geleceğinin parlak olduğunu söylüyor.

Avrupa’da organik otellere verilen ‘bio otel’ sertifikasını Türkiye’de yalnızca bir tesis aldı. Yeşil yaprak şeklinde amblemi olan Yalova Armutlu’daki Thuya Otel. Sahibi sosyolog Tülay Andiç, İstanbul’a yakın olduğu için 15 yıl önce aldığı çiftliği şimdi otel olarak işletiyor. Önceden ailecek organik beslenmek amacıyla yetiştirdikleri sebze ve meyveleri şimdi müşterileriyle yiyorlar. İsteyen bahçe veya tarladan yiyeceklerini kendi elleriyle toplayabiliyor. Ata binebiliyor, doğa yürüyüşleri ve gezileri yapabiliyor. Andiç, Yalova ve Armutlu’nun organik tarım yapılan özel bir bölge olduğunu ve burada organik otellerin sayısının artacağını söylüyor. Bu konuda istekli olanlara yerel yönetimlerin de yoğun desteği var.

‘Organik, kırsal ve agro eko turizm’in birbirinden farkı

Organik turizmle, ‘kırsal turizm ve agro eko turizm’ kavramları birbirine karıştırılıyor. Doğal veya organik kelimeleri turizmle bir araya gelince, akla köy evinde veya bir çiftlikte geçirilecek tatil geliyor. Fakat organik tatil veya bio otel bunlardan tamamen bağımsız bir kavram. Tarlada çalışmak, bahçeden sebze meyve toplamak isteyenler için agro eko turizm (tarla-çiftlik turizmi), köyde veya dağda vaktini geçirmek isteyenler için kırsal turizm anlayışı gelişti. Organik turizmde ise bildiğimiz bol yıldızlı otel hizmeti veriliyor. Ama menüsünden kullanılan eşyalara ve çevreye gösterdiği duyarlılığa kadar her şeyi organik olan oteller akla gelmeli.

***

Uluslararası turizm şirketi Skal’ın Dünya Başkanı Hülya Aslantaş: Organik turizm, otellerin tasarruf etmesini sağlıyor

“Organik turizmi, tabiata yakın turizm olarak tanımlayabiliriz. Dünya Turizm Örgütü (DTÖ) ‘sorumlu turizm’ diyor. İklim değişikliklerinin yaşandığı, hastalıkların ve çevre kirliliğinin arttığı bu dönemde insanlar daha bilinçlendi. İnsanlar sağlığı için doğal beslenmek ve doğal bir ortamda tatil yapmak istiyor. Çevreye duyarlı yerlere gitmek istiyorlar. Şimdilerde bu çok yaygın bir istek. Kongreler için bile bio oteller tercih ediliyor. Türkiye’de böyle oteller henüz yok. Zaten dünyadaki bio otellerin de bir standardizasyonu yok. Çalışmalar var ama daha belli değil. Otellere yıldız verir gibi yeşil yıldız verilmeli. Organik tatil anlayışı aslında turizmcilerin işine geliyor. Çünkü çevreye karşı duyarlı davranmak tasarruf etmelerini sağlayacak.”

***

Küçük Oteller Kitabı’nın editörü Mutlu Tönbekici: Etin ağaçta yetiştiğini düşünen çocuklar var

“Organik tatil, organik ürünler üreten çiftliklerin aynı zamanda konaklama imkanı sunmasıyla ortaya çıkan bir kavram. Kalanlar hem meyve ve sebzelerin nasıl üretildiğine tanık oluyor, hem isterlerse üretime katkıda bulunuyorlar hem de bu meyve sebzelerden yapılan yemek, yağ, sabun gibi ürünleri tüketiyorlar. İşin başı “organik ürün” yani. Etin ağaçta falan yetiştiğini sanan yeni nesil için elzem bir tatil anlayışı. En azından ruh sağlığımıza bir faydası var: “Zehirleniyoruz… Eyvah zehirleniyoruz” endişesini bir haftalığına yok eder ki az bir yarar değil. Ben çoğalmalarını çok isterim. Ancak ‘organik, ekolojik, eko tatil’ gibi kavramlar da suiistimale açık. Koyun gübresiyle biber yetiştiren herkes organik tarım yaptığını iddia ediyor. Yanına iki de kulübe ekleyince oluyor sana çakma eko tatil. Halbuki ciddi bir iş. Sertifikalar önemli. Ama daha önemlisi felsefesi. Türkiye’de bu kavramın içini doldurabilen çok güzel yerler var. Fethiye’ye bağlı Yanıklar köyündeki ‘Pastoral Vadi’ bu tarzın benim gördüğüm en güzel ve başarılı örneği. Sahibi Ahmet Kizen. Mimar. Hayatı boyunca böyle bir çiftlik otel hayali kurmuş ve sonunda nefis bir doğa parçasında bunu yapmış. Çiftliğin ana teması doğallık. Kerpiç veya ahşap evlerde kalınıyor. Hiçbir yerde plastik yok. Dekorasyon basit ve samimi. Pekmezden zeytinyağına hepsi göz önünde üretiliyor.”

***

TUROB Başkanı Timur Bayındır: Otellerin yıldızları yeşerecek

“İnsanlar gıda ürünlerinin organik olmasına önem veriyor, çevreyi kirletmek istemiyorlar. Bu da organik tatil kavramını ortaya çıkardı. Oteller çevreye karşı duyarlı oluyor. Daha az deterjan, su tüketiliyor. Bunu da müşteriyle birlikte yapıyorlar. Müşterinin isteğine göre yatak çarşaflarını, havlularını her gün değil de 2-3 günde bir değiştiriyorlar. ‘Eğer havlunuz her gün değişsin istiyorsanız buraya asın’ uyarısında bulunuyorlar. Bu otellere ekolojik otel diyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla ortak yaptığımız bir çalışma var. Daha neticelenmedi. Bu çalışma bitince otellerin kaç yıldızı varsa bunların ne kadarı yeşilse ona göre yıldızları yeşil yapacağız.”

Popularity: 1% [?]

Bol oksijenli çam ormanında, kuş cıvıltıları eşliğinde düzenlenen yoga kampına katılanlar, bedensel ve ruhsal anlamda rahatlayarak farklı bir tatil olanağına kavuşuyor.

”Tatilde yoga ile arınmak moda” diyen Yoga Akademi Kurucusu Prof. Dr. Akif Manaf, yaz boyunca belirli periyotlarla dağlara, kırlara, bayırlara giderek ve doğada yoga yaparak, şehrin insanlar üzerindeki olumsuz birikintilerini attıklarını söyledi.

Yoga kampında, açık havada ağaçların serin gölgesinde, kulaklarında kuş cıvıltıları ve rüzgarın bedenini okşayarak yoga yapmanın zevkini yaşadıklarını ifade eden Manaf, ”İşte böyle bir doğal ortamda yapacağımız fiziksel ve içsel arınma terapileri, meditasyonlar, yoga faaliyetleri, çevre gezileri, kanyon, yayla turları ve muhtelif sanatsal etkinliklerle günümüzü dolduracak, öğrenirken eğlenecek, dinlenirken arınacağız” dedi.

Tatilin her şey dahil yemek içmek ve yatmaktan ibaret olmaması gerektiğini ifade eden Manaf, insanların stresten arınma ihtiyacını ancak ”yoga tatili” ile başarabileceklerini ileri sürdü.

Bilin çaltında birikmiş stres ve yorgunluğun ”deniz-kum tatili” ile atılamayacağını savunan Manaf, şöyle devam etti:
”Yoga hareketleri, nefes çalışmaları, vücut çalışmaları derin gevşeme teknikleri ve meditasyon sinir sisteminde birikmiş stresi ve gerilimi ortadan kaldırıyor. Yoğun iş ortamı ve günlük yaşamdaki stres, sadece beden, kas ve kemik yapınızı değil, zihin ve sinir sisteminizi daha ötesi enerji alanı ve çakralarınızı yoruyor. Olumsuz enerji akışı, bastırılmış öfkeler nedeniyle, zihinsel enerji alanında hasarlar oluşuyor. Bu hasarları sadece yatarak, güneşlenerek gidermeniz mümkün değildir. Yoga Akademi’nin orijinal yoga sistemindeki teknikleriyle yoga yaparak, bedenen ve zihinsel olarak rahatlama ve vücudun tamamen sıfırlanarak yenilenmesi mümkündür.”

Böylece yoga kampına katılan kişilerin zihin ve enerji alanı çakraların yenileneceğini ve pozitif enerji ile dolarak daha güçlü ve sağlıklı bir döneme adım atacağını belirten Manaf, bu durumun işte verim ve başarıyı, özel hayatta mutluluk ve huzuru beraberinde getireceğini söyledi.

Yoga yapan birçok insanın yoganın yavaş yavaş güçlendiren ve sakinleştiren bir süreç olduğu konusunda hem fikir olduğunu belirten Manaf, yoga dersinin bedenini tanımaya ve vücudun derinliklerini keşfetmeyi sağladığını kaydetti.

Manaf, ”Eğer yoga tatilinizi güzel bir yerde lüks spa tedavisi ve muhteşem yemeklerle birleştirirseniz, bu deneyim sizi rahatlatmakla kalmaz, aynı zamanda size yeniden doğmuşsunuz hissi verir” diye konuştu.

Yoga kampının ruhsal ve bedensel arınmanın kapısını açtığını ifade eden Manaf, kampın oksijenin bol olduğu çam ormanlarıyla kaplı alanlarda yapmayı tercih ettiklerini bildirdi.

Çam ormanlarının tedavi edici, sağlık verici enerjisi olduğunu belirten Manaf, 12 ay boyunca düzenlenebilen kampların 2 günden başlayıp 4-7 gün arasında sürdüğünü kaydetti.

Konaklama, yeme içme ve yoga eğitimin 2 günlük ortalama maliyetinin 300 TL olduğunu dile getiren Manaf, bugüne kadar Kaz dağları, Bolu, Saros Körfezi, Abant, Antalya, Fethiye, Kemer, Bodrum-Akyaka’da kamp etkinliği düzenlediklerini söyledi.


Yoga tatil yerleri

Dünyadaki bazı yoga tatil yerleri ve özellikleri şöyle:

The Tides Zihuatanejo, Meksika: Buradaki yoga tatili lüksün ve muhteşem spaların bir arada olduğu ve Pasifiğin kıyısında uzmanlarca yapılan masajlar, sağlıklı yemekler ve plaj partisinin de olduğu bir tatil olarak özetlenebilir.

Papağan Adası, Bahamalar:
Adada yapılan yoga tatilinde yoga ile birlikte yoğun olarak meditasyon da yapılıyor.

Wildflower Hall, Hindistan: Himalayaların eteklerinde düzenlenen yoga tatilinin özelliği 7 günlük bir program dahilinde özel bir yoga, fitness ve yaşam koçunuzun olması.

Haramara, Meksika:
Elektriksiz ama doğayla iç içe bir tatil istiyorsanız Meksika’ya gitmeniz gerekir. Bir şahmanla yapacağınız yoga ise unutulmaz anlarınız arasına girecek.

Big Sky Yoga Retreats, Montana: Buradaki tatilin özelliği yoganın tırmanış, kayak ve hatta ata binme ile birleştirilmesidir. Burayı özel yapan bir diğer özellik ise rahatınızın hiçbir şekilde bozulmamasıdır. Her ne kadar merkezden uzak bir yerse de tatil boyunca lüks yemekler özel olarak hizmetinize sunulacak özel helikopterler bile unutulmamış.

SwaSwara, Hindistan:
Hindistan’daki bu yoga tatili seçeneğinde daha çok kişinin kendini bulmasına yoğunlaşma özelliği taşıyor. Yemek yapma derslerinden çömlek yapmaya kadar uzanan geniş çaplı aktivitelerden kendinize en uygun olanı seçebilirsiniz. Kalacak yerler genelde yerel motiflerle süslü ancak klima gibi hayatı kolaylaştırıcı unsurlar da yer alıyor.

Chiva Som Hua Hin, Tayland: Yoga burada bir tedavi yöntemi olarak kullanılıyor. Bu nedenle de tatil daha çok sağlıklı aktivitelerle geçiyor. Bunlardan arasında günlük masaj, egzersiz ve sağlıklı yemekler sıralanabilir.

Bangalore, Hindistan: Hem lüksü hem de doğal hayatı bir arada yaşamak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir yoga tatili. Her yoga seansından sonra insanlar çevredeki çiftliklerde ve diğer işlerde gönüllü olarak çalışabiliyorlar. Çalışmaları bittiğinde ise yine lüks, bahçeli, saunalı, havuzlu ve manzaralı otellerine geri dönülebiliyor.

Santa Lucia: Bu küçük kasaba Karayip adalarına gidip de güneşi arayanların uğrak yeri olarak tanımlanabilir. Birebir alabileceğiniz yoga derslerinin yanı sıra detoks amaçlı aktiviteler de daha sağlıklı kalmanıza yardım edecektir.

Mayatulum, Meksika: Hasırdan yapılmış tavanı ve antik çağdan kalma dekorasyonun size eşlik edeceği yoga seansları özel bir tedavi görmenizi sağlayacak.”

Popularity: 1% [?]